T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
KONYA / CİHANBEYLİ - Günyüzü Ortaokulu

Duyurular

Haz

İYİLİK KUMBARASI  

 

Animasyonlu okumak İçin TIKLAYINIZ
PDF olarak okumak için TIKLAYINIZ
                                             

 

03-06-201903-06-2019

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Milli Eğitim Bakanlığı'na öneride bulunan Kamu Denetçiliği Kurumu, öğretmen mülakatlarındaki soruların cevap anahtarlarının hazırlanması ve başarılı olamayan adaylara itiraz yollarının gösterilmesi kararını verdi. Bir öğretmen adayı, mülakatta tüm soruları doğru cevapladığı halde geçerli puanı alamadığı gerekçesiyle atanamadığını belirttiği dilekçesi ile Kamu Denetçiliği Kurumu'na başvuruda bulundu.

KDK’nın İncelemesi

Yapılan başvuruyu inceleyen KDK, Milli Eğitim Bakanlığı'dan bilgi istedi. MEB tarafından gönderilen bilgileri inceleyen KDK, mülakata katılan adaylara Sözleşmeli Öğretmen Sözlü Sınav Değerlendirme Formu'nda belirtilen 5 konu başlığı değerlendirilecek şekilde kapalı bir zarfta konular ve ağırlıklarına göre hazırlanan 4 soru yönetildiğini tespit etti.

Cevap Anahtarlarının Hazırlanmadığı Belirlendi

MEB ayrıca, mülakat sorularının hazırlanma kriterleri hakkında da KDK'ya bilgi verdi. Yapılan incelemeler neticesinde kapalı zarflarda bulunan soruları adayların kendileri tarafından seçilmesinin sağlandığını belirleyen KDK, soru cevaplarının komisyon üyeleri tarafından değerlendirilirken tüm gerekçelerin yazılı olarak kayıt altına alındığını belirledi. Mülakatın usule uygun yapıldığına karar veren Kamu Denetçiliği Kurumu, mülakat soruları cevap anahtarlarının ise hazırlanmadığı sonucuna ulaştı.

KDK Kararı

 

Kamu Denetçiliği Kurumu söz konusu başvuru kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı'na sözlü sınavların tarafsızlık, nesnellik, şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkelerine uygun yapılması için bundan böyle düzenlenecek sözlü sınavlar öncesinde cevap anahtarlarının hazırlanmasına ve başarılı olamayan adaylara ise itiraz yollarının gösterilmesi ile ilgili tavsiyede bulunulması kararını verdi.

 

 

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

   Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan iş takvimi kapsamında Açıköğretim Lisesi 3. dönem sınavları 6-7 Temmuz 2019 tarihlerinde yapılacak. AÖL 3. dönem sınav sonuçları ise 1 Ağustos 2019 tarihinde duyurulacak.

 

Diğer yandan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı 1. dönem yeni kayıt işlemleri ile 2019-2020 eğitim öğretim yılı 1. dönem kayıt yenileme işlemleri ise 21 Ağustos 2019 - 27 Eylül 2019 tarihleri arasında yapılacaktır.

Haz

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan Merkezi Sınav Başvuru ve Uygulama Kılavuzu'nda sınav sonuçlarına itirazlar ile ilgili açıklamalar da yer alıyor. Buna göre sorulara, cevap anahtarlarına ve sonuçlara yapılacak olan itirazlar; sınav sonuçlarının Milli Eğitim Bakanlığı internet adresinde yayınlanmasından itibaren en geç 5 iş günü içerisinde “https://eitiraz.meb.gov.tr” internet adresi üzerinden elektronik olarak yapılabilecek.

Elektronik ortamda yapılacak olan itirazların incelenebilmesi için kılavuzda belirtilen bankaların şubelerinden, internet bankacılığından veya bankamatiklerinden, ayrıca tüm bankaların kredi kartları aracılığı ile “https://odeme.meb.gov.tr” adresinden 20 TL yatırılması gerekmektedir.

İtirazlar İle İlgili Önemli Hususlar

 

Sorulara ve cevap anahtarına yapılacak olan itirazlar; soruların ve cevap anahtarlarının MEB internet adresinde yayımlanmasından itibaren başlayan 10 günlük dava açma süresini de durdurmamaktadır. Süresi geçtikten sonra yapılan itirazlar ile birlikte öğrencinin TC kimlik numarası belirtilmeyen, banka dekontu veya ATM fişi eklenmemiş, imza ve adres bilgisi olmayan dilekçeler dikkate alınmayacak ve de cevaplandırılacaktır. Faks ve e-posta yoluyla yapılan itirazlar dikkate alınmayacak ve de cevaplandırılmayacaktır.

Haz

Yaz mevsimine bayılırım. Ama yaz aylarıyla ilgili genelde büyük umutlar ve beklentiler içine girmeye eğilimliyimdir. Çoğu anne-baba gibi yaz tatilini çocuklarımız için “sihirli” ve unutulmaz bir hale getirme baskısı yaşarım.

Muhteşem tatil planları, heyecan verici bir “yapılacaklar listesi” ve tüm güne yayılan dolu dolu bir program… Yaz okulunun çıkışında yüzme kursuna gitmeli, onun çıkışında da açık havada tiyatro izlemeye gitmeliyiz. (Yazarken bile yoruldum!)

Şimdi sizinle üzerimdeki tüm bu baskıyı yok eden önemli bir farkındalığı paylaşacağım:

Aklımızda en çok yer eden yaz tatili anıları, planladığım bir etkinlikten ya da buzdolabımın üzerine yapıştırdığım bir haftalık çizelgeden çıkmadı! O en güzel anlar, genelde yapmayı planladığım şeyler arasında yaşandı. En beklenmedik anlar, en güzel anlara dönüştü.

Bu farkındalıktan yola çıkarak ben de bu yaz için bir “yapılmayacaklar listesi” yaptım. İşte ailem için daha fazla plansız ve beklenmedik anlar yaratmak için bu yaz yapmayacağım 16 şey!

Acele etmeyeceğim. Fazladan kazanacağımız birkaç dakikanın kalbimizde yarattığı kaygıya kesinlikle değmez.
Günlük programımızı aşırı doldurmayacağım. Bunun yerine bol bol boş zaman bırakacağım.
Her detayı planlamayacağım. Her zamankinden daha doğaçlama bir şekilde yaşayacağız.
Kendimi, çocukları “normal” saatlerde yedirmeye adamayacağım. İstediğimiz zaman oyun oynayacağız ve bruch yapacağız ya da günün rastgele bir saatinde öğle ve akşam yemeklerini birleştireceğiz böylece sadece yemek yemek için çocukları eve ya da kapalı bir mekana sokmak zorunda kalmayacağım.
Ailece pahalı bir tatile çıkmayacağız. Bunun yerine eve yakın yerleri keşfedeceğiz.
Sıkılmaktan kormayacağım. Çocukların sıkılmaya ihtiyacı olduğuna inanıyorum. Can sıkıtısı çocukların kendi kaynaklarına ve yaratıcılıklarına dönmelerine sebep oluyor.
Kendi yaz tatilimi başkalarınınkiyle kıyaslamayacağım. 
Yaşadığımız her anı sosyal medyada paylaşmayacağım. Yaşadığımız anları kendime saklayacağım.
Telefonumu sürekli elimin altında tutmayacağım ki çocuklarımla daha fazla anı yaşayabileyim.
Akraba ziyareti yaptığımızda, kimleri görüp kimleri göremeyeceğimiz konusunda stres yapmayacağım. Ziyaretlerimiz sırasında kimleri görebiliyorsak, onlarla olmanın tadını çıkaracağım.
Bir şeyleri özel günler için saklamayacağım. Bugün, hatta bütün yaz özel aslında.
Yaz aylarında doktor ya da dişçi randevusu gibi sıkıcı şeyler organize ettiğim için kendimi suçlu hissetmeyeceğim. Anne-babalar bu işleri halletmeliler! Yazın bile…
Okul malzemeleri market raflarına düşer düşmez okulu düşünmeye başlamayacağım!
Çocuklar normalden biraz daha fazla teknoloji kullandıkları için stres olmayacağım.
Evi tertemiz tutmayacağım.
Ne kendimin, ne eşimin ve çocuklarımın ya da yaz tatilimizin mükemmel olmasını beklemeyeceğim. Yazın mükemmel geçmesini beklemeyi bırakırsak, nasıl geçerse geçsin tadını çıkarabiliriz.

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Özer tarafından hazırlanan, Osmanlı'dan günümüze mesleki ve teknik eğitimde yaşanan gelişmeleri anlatan "Geçmişten Günümüze Fotoğraflarla Mesleki ve Teknik Eğitim Kitabı" yayımlandı. 

Haz

Millî Eğitim Bakanlığınca başlatılan ve haber sunucularından öğretmenlere Türkçenin kullanımı ve diksiyon eğitimlerini içeren "Önce Türkçe Projesi" kapsamında, ilk eğitici eğitimleri tamamlandı. 

 

   2 Haziran 2019 11:24

 

Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenlerin Türkçenin kullanımı ve diksiyon eğitimlerini içeren "Önce Türkçe Projesi" başlatıldığını Nisan ayında duyurmuştu. Proje kapsamında öğretmenlere yönelik ilk ''Türkçe'nin Kullanımı ve Diksiyon Eğitici Eğitimi'' düzenlendi.

Ankara Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü'nde 11-18 Mayıs 2019 tarihleri arasında düzenlenen eğitici eğitimine Ankara'da resmi okullarda görev yapan sınıf öğretmenleri ile Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı branşlarından toplam 200 öğretmen katıldı. 

Eğitim görevlisi olarak haber sunucularından, Cem Öğretir, Duygu Canbaş, Zafer Kiraz, Ekrem Açıkel, Tijen Karaş, Erhan Ertürk, Serkan Bayam, Seda Öğretir, Fuat Kozluklu ve Nihan Günay'ın görev aldığı kursta diksiyon, nefes ve ses kullanımı, konuşma türleri ve etkili konuşma, sözsüz iletişim ve beden dili konu başlıklarını içeren eğitimler gerçekleştirildi.

Türkçenin aktarımında öğretmenler kilit taşı

Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce, diksiyon eğitimini alan öğretmenlerle ilgili bir video hazırladı. Videoda, Bakan Selçuk'un "Önce Türkçe, sonra da Türkçe" ifadelerine yer verildi. Öğretmenlerden Leyla Yüce, kursa gönüllü olarak katıldığını dile getirdi. Öğretmen Emel Bozkurt ise dilin kültürün aktarımında önemli bir yere sahip olduğuna işaret ederek, bu aktarımda öğretmenlerin kilit taşı olduğunu vurguladı. Deniz Sakça isimli öğretmen ise Bakan Ziya Selçuk'un "Önce Türkçe" ifadelerini duyduklarında çok heyecanlandıklarını belirtti.

Haz

Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), yaklaşık 1 milyon öğretmenin 2018-2019 eğitim öğretim yılı haziran ayı mesleki çalışma programı ve seminer konuları açıklandı.

Milli Eğitim Bakanlığının Eğitim 2023 Vizyonu doğrultusunda hazırlanan mesleki gelişim programında, öğretmenlerin alan gelişimlerinin desteklenmesi için etkinlik temelli uygulamalar göze çarptı.

Bakanlık, "haydi etkinlik üretelim", "doğada öğrenelim", "eğitimde zeka oyunları", "STEM uygulamaları", "masal anlatıcılığı", "müzede öğrenelim" gibi başlıklarda belirlediği mesleki gelişim programını, Türkiye genelinde kademe kademe hayata geçirecek.

Bu kapsamda, MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünce, okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim, hayat boyu öğrenme kurumlarında görevli yönetici ve öğretmenlerin kişisel, mesleki ve alana yönelik bilgi ve becerilerinin artırılması, eğitim ve öğretim süreçlerinde karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik yeni becerilerin kazandırılması, plan ve programların öğrenci ile çevrenin ihtiyaçlarına göre hazırlanması ve uygulanması amacıyla hazırlanan program illere gönderildi.

Öğretmenlerin 2018-2019 eğitim öğretim yılı sonunda yapacakları 2019 haziran dönemi mesleki çalışma programına göre mesleki çalışmaların ilk haftası 17-21 Haziran'da, 2. haftası da 24-28 Haziran'da yapılacak.

Yeni programa göre, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 1 milyon öğretmene mesleki çalışma programının başladığı ilk gün olan 17 Haziran'da Bakanlığın eğitim bilişim ağı EBA'dan yapılacak canlı yayınla seslenecek.

Öğretmenler, yeni mesleki gelişim programına ilişkin Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürü Adnan Boyacı'dan da EBA kanalıyla bilgiler alacak.

Öğretmenler, 2019 Haziran dönemi mesleki çalışmaları Bakanlığın belirlediği çerçeve program doğrultusunda yerel ihtiyaçlara göre gerçekleştirecek.

Bakanlığın belirlediği çerçeve program başlıkları şöyle:

"Bütün eğitim kademelerinde özel eğitim uygulamaları (özel eğitim sınıfları, evde eğitim, destek eğitim odası, kaynaştırma eğitimi), okul aile iş birliği, teknoloji ve madde bağımlılığı, okul tabanlı afet eğitimi, kariyer rehberliği (meslek seçimi, sınav sistemi gibi), ergenlik çağında bulunan öğrencilere yönelik sınıf yönetimi ve disiplin, ergenlerle iletişim, öğrencilerin sosyal ve kültürel etkinliklere yönlendirilmesinin ders başarısına etkisi, sınav kaygısı, okullardaki spor faaliyetlerinin öğrencilere benimsetilmesi ve branşlaştırma, okulda ilk yardım, öğrencilere çevre bilinci kazandırma, etkin sınıf ve okul yönetimi, değişen okul rolleri (okulların halka açılması, hayat boyu öğrenme), liderlik ve örgüt kültürü, okullarda kriz yönetimi, şiddetin nedenleri ve şiddete karşı alınabilecek önlemler, eğitimde zaman yönetimi ve akademik başarı, okul ve çevre güvenliği, iş sağlığı ve iş güvenliği konuları, değerler eğitimi, kaynaştırma eğitimi, bireyselleştirilmiş eğitim programları, kapsayıcı eğitim, işletmelerde mesleki eğitim, staj veya yoğunlaştırılmış eğitim uygulamaları, öğrenci devamsızlığının azaltılması için alınacak tedbirler, güncellenen öğretim programları."

Çocuğa yönelik istismar konuları masaya yatırılacak
Bakanlığın programına göre, tüm eğitim kademelerinde görev yapan öğretmenler, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, bilim sanat merkezleri, rehberlik ve araştırma merkezlerinden destek alarak okullarda çocuğa yönelik ihmal ve istismarın önlenmesi konusunda çalışmalar yapacak.

Ayrıca, okul içinde özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilere yönelik yapılan çalışmalar değerlendirilecek.

Özel yetenekli öğrencilerin özellikleri, tanılanması, yönlendirilmesi ve eğitim süreçleri ile ilgili bilgilendirme yapılacak. Sorun çözme becerileri, siber zorbalık, okullarda şiddetin nedenlerine ilişkin hazırlanan videolar, EBA'dan izlenecek.

Okul öncesi öğretmenlere seminer programının ikinci haftasında okul öncesi eğitimde zeka oyunları, STEM uygulamaları, masal anlatıcılığı ve oyunun önemi hakkında bilgilendirmeler yapılacak.

Okul aile iş birliğinin geliştirilmesine yönelik etkinlikler paylaşılacak. Öğretmenlere, il milli eğitim müdürlüklerinin planlamaları dahilinde "Müzede Öğrenelim'' konularında da mesleki gelişim programı uygulanacak.

Okullarda "bilim zamanı" dönemi
Ayrıca öğretmenlere yönelik "bilim zamanı'' adı verilecek bir planlama dahilinde, her branşa uygun belirlenen temalarda, bilim sanat merkezleri, bilimsel araştırma merkezleri, teknoloji ve bilim fuarları, üniversiteler, TÜBİTAK gibi kurumlarda okul dışı öğrenme etkinliklerinin gerçekleştirilmesi konusunda faaliyetler yürütülecek.

İlkokul öğretmenlerine satranç eğitimi
İlkokul öğretmenlerine yönelik ayrıca yeni uygulamaya başlanan satranç öğretim programına yönelik bilgilendirme yapılacak.

Bilişim teknolojileri öğretim programı uygulamalarının tanıtımı gerçekleştirilecek. Ayrıca öğrencilerin okul içinde veya dışında sosyal etkinliklere ve sosyal sorumluluk projelerine katılımının kayıt altına alınması için oluşturulan Sosyal Etkinlik Modülünün etkin kullanımına yönelik bilgilendirme de yapılacak.

Öğretmenler ayrıca ''doğada öğrenelim'' teması ile doğa yürüyüşü etkinliği oryantiring etkinliklerine de katılacak. Bu etkinlikler, okul müdürlüklerince kurum imkanları doğrultusunda planlanacak. Öğretmenlerin motivasyonun ve kurumsal aidiyet duygusunun artırılması amacıyla etkinlik sonunda piknik düzenlenecek.

Öğretmenlere ayrıca 2023 Eğitim Vizyonu kapsamında okullarda pilot uygulaması başlatılan tasarım beceri atölyelerine ilişkin de bilgilendirmeler yapılacak.

Lise öğretmenleri ise akademik başarıyı artıracak konulara mesleki gelişim faaliyetlerinde yer verecekler.

Meslek liselerindeki öğretmenlere "Mesleğim Hayatım" portalının tanıtımı yapılacak ayrıca ulusal ve uluslararası proje fon kaynaklarının kullanımı, mesleki eğitimde iş birliği protokolü hazırlama, uygulama ve yürütme esas ve usullerine ilişkin eğitimler düzenlenecek.

 

 

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

BM (Birleşmiş Milletler) Yüksek Komiserliği tarafından Konya'daki Suriyelilerin genel durumlarının görüşüldüğü Mültecilerin Korunmasında Haklar ve Sosyal Uyum Toplantısı, 31 Mayıs 2019 tarihinde Konya Anemon Otel'de gerçekleştirildi

Haz

Karatay Mehmet Hanife Yapıcı Anadolu Lisesi tarafından yürütülmekte olan Doğal Kaynakların Etkili Kullanımı isimli AB Projesi kapsamında ilimizde bulunan Romanya ve İspanya'daki proje ortağı misafirler, 30 Mayıs 2019 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürümüz Seyit Ali Büyük'ü ziyaret etti.

 

 

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Yeni bir araştırmaya göre çocuklar kurgusal hikayeler okuyarak ve bir hikayedeki karakterlerle özdeşleşerek empatiyi öğrenebiliyor.

Amerikan Psikoloji Derneği’nin 122’inci yıllık toplantısında York Üniversitesi psikologlarından Raymond Mar, kurgusal hikayeler okumak ile başka insanlarla empati kurabilmek arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak üzere gerçekleştirdiği araştırmasıhakkında bilgi verdi.

“İnsanlar hikayeler okuduğunda, kendi kişisel deneyimlerini hatırlarlar. Sadece bir sayfa üzerinde basılı olan kelimelerle değil, aynı zamanda kendi geçmiş deneyimlerimizle de bağ kurarız. Her ne kadar kurgu hikayeler uydurma olsa da, insan psikolojisi ve ilişkileri üzerine gerçekleri anlatır.” diyor Mar. Mar’a göre kurgusal hikayelere maruz kaldığımızda ortaya çıkan sosyal sonuçlar; geçmişteki sosyal etkileşimleri düşünmeyi ya da gelecekteki etkileşimleri hayal etmeyi içeriyor.

Mar’sın çalışmasında, ailelerin çocuk kitaplarına yakınlığı ile bu ailelerin çocuklarının zihin kuramı testlerindeki performansları arasındaki ilişkiyi, 55 çocuk ve aileleri üzerinde araştırılıyor. Bu testler, çocukların düşünceleri ve istekleri kendilerine atfedip edemediklerini ve başka insanların farklı düşünceleri ve istekleri olabileceğini fark edip etmediklerini araştırıyor.

Çalışmada, ailelerin çocuk kitaplarını ne kadar tanıdığı da – elde edilecek verilerdeki yanılgı payını ortadan kaldırmak için – araştırılıyor. Çünkü araştırmacılara göre anne babalar çocuklarının kurgu kitaplara ne kadar ya da nasıl maruz kaldıklarını tam olarak söyleyemiyor.

Mar, aileleri çocuk kitaplarını tanıma konusunda daha iyi olan çocukların, zihin kuramı testlerinde belirgin bir biçimde daha iyi performans gösterdiklerini buldu. Mar’a göre anne babalar ve çocukları arasında, bu hikayeler hakkında geçen konuşmalar, çocukların karakterleri daha iyi anlamalarını ve onlara karşı bir anlayış geliştirmelerini sağlıyor.

Mar’ın konferansta alıntı yaptığı daha eski bir çalışmaya göre anaokulu öğrencilerine sesli olarak okunan kitapların yaklaşık 4’te 3’ü, çocukların zihinsel durumlarına referans veriyor ve karmaşık duygusal durumlar içeriyor. Çocukların hikayelerdeki karakterlerin neler hissettiğini anlamaya başlaması genellikle bu yaşlara rastlıyor.

“Yaşamımızdaki deneyimlerimiz, dünyaya karşı anlayışımızı şekillendirir. Kurgusal hikayelerden edindiğimiz hayali deneyimler de bizi aynı şekilde değiştirir ve şekillendirir” diyor Mar. “Ancak yine de küçük bir uyarı: Kurgu hikayeler sihirli değnek değildir, sadece değişme ve gelişme fırsatı sunarlar.”

Haz

Çocuğunuzun paylaşmayı öğrenmesi, ileri yaşlarda etkisini daha çok hissedeceği bir özelliktir. Paylaşmak, arkadaşlıklar kurmasına ve pekiştirmesine, grup halinde bir şeyler yapabilmesine ve daha birçok konuda gelişmesine fayda sağlayacaktır. Bu sebeple çocuk yaşta paylaşmayı öğrenmesi, artık kaybetmeyeceği bir özelliği kazanmasına sebep olacaktır.

Çocukların en çok sevdiği ve paylaşmadığı şeyler özellikle oyuncaklarıdır. Paylaşmanın sadece oyuncak ile olmayıp, başka konularda da paylaşması gerektiğini ona anlatmak ve öğretmek gerekiyor.

Seçenekler Sunun

Çocuğunuzun paylaşması konusunda çok baskıcı olmamak öncelikli adımınız olsun. Çocuğunuzu paylaşmaya teşvik etmek için özellikle onlarla iletişim halinde olmanız gerekiyor. Bir eşyasını paylaşmak istemediğinde ona sebeplerini sorun ve zorlayıcı olmayın. Bu onu daha değerli hissettirecektir.

Bir Özeli Olduğunu Unutmayın

Hepimizin paylaşmadığı bir takım eşyaları, duyguları ve anıları vardır. Çocuğunuzda, her ne kadar çocuk bile olsa, özel bir şeyleri olacaktır. Bu konuda ona yardımcı olup, mesela en sevdiği eşyayı birileri gelmeden önce saklamasına yardımcı olun. Bu sayede diğer eşyalarını daha paylaşımcı olabilir.

Paylaşması Demek, Ona Vermek Değildir

Çocuğunuz paylaştığı bir şeyin, artık paylaştığı kişinin olacağını düşünüyor olabilir. Bunu ona anlatın ve paylaştığı kişinin o eşyayı götürmeyeceğini bilmesini sağlayın. Paylaştığı kişi gittiğinde tekrar istediği gibi o nesneye sahip olacağını bilsin. Bu durum onun yaşadığı kaygıyı azaltacak ve paylaşmasını sağlayacaktır.

Nesnelere Fazla Anlam Yüklemeyin

Çocuklar genelde iç dünyalarında oyuncaklarına veya sahip olduğu diğer eşyalara çok anlam yüklerler. Bu sebeple de onlarla arasında bir bağ oluşur ve bu durum onların paylaşmasını zorlaştırır. Bunun önüne geçmek için öncelikle onunla ilgilenin ve sevginizi asla ihmal etmeyin. Onunla verimli bir şekilde vakit geçirmeniz, onun eşyalara olması gerektiğinden fazla anlam yüklemesini engelleyecektir. Bu sayede o nesneleri sahiplenmesi daha da azalacaktır.

30-03-201930-03-2019

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Neden oyun: Çocuk dış dünya ile ilgili merak ettiklerini öğrenmeye çalışırken çevresindeki bireylerden aldığı cevaplar onu pek tatmin etmez.  işte çocuk anlamlandıramadığı ve tatmin olmadığı cevaplar sonrasında oyuna kaçar.  Gerçeğin ne olduğunu anlamak bu kadar zorsa o zaman çözüm olarak yeni bir dünya kurmak kalır. Bu hayali dünya gerçek dünyanın izlerini taşır. Kurduğu oyunda bireyleri taklit eder ve henüz elde edemediklerini, tatmin olmayan isteklerini oyunda kendince keşfeder ve gerçekleştirir ya da oyun aracılığı ile deney imleyerek öğrenir.

Hayatının herhangi bir döneminde oyun oynamamış hiç kimse yok gibidir. Her insanın hayatında geçmişte oynadığı oyunların önemli bir yeri vardır. Oyunun çocuğun karakteri ve kişilik gelişiminde etkileri nelerdir? Anne ve babaların çocuklarıyla oyun oynamalarının önemi nedir? Bir öğretmen olarak bunu irdelemek istedim.

1- Oyun oynamak çocuklarımızdaki ”kurgulama duygusunu” geliştirir, bu da çocuklarda soyut düşünmenin aktif olarak çalışmasını tetikler.

2- Oyun oynamak çocuklardaki“empati ve sempati duygusunu“ geliştirir. Oyunda almış olduğu role bürünerek o rolde yaşayan insanların hayatlarını anlama şansını elde eder.

3- Oyun oynamak çocuklardaki “ konuşma” potansiyelini arttırır.

4- Oyun oynamak çocuklara kurallara uymasını öğretir, eğer kurallara uymaz ise neler olacağını deney imleme şansını sunar.

5- Oyun oynamak çocuklardaki“çözüm bulma“ duygusunu geliştirir.

6- Oyun oynamak çocuklardaki“paylaşma” duygusunu geliştirir.

7- Oyun oynamak çocuklardaki“iletişim” duygusunu geliştirir, aynı dili konuşmasalar bile aynı oyunda eğlenebilirler.

8- Oyun oynamak çocuklara“eğlenme“ fırsatı sunar.

9- Oyun oynamak çocuklara karşısındaki bir başka çocuğu anlama fırsatını sunar.

10- Çocuklar oyun oynarken bir nesne ya da aleti kullanmayı öğrenirken aynı zamanda hayal gücünü geliştirerek kullandığı materyaller arasında transfer yapmayı öğrenir, sopayı bacaklarının arasına alarak at gibi binebilir.

11- Oyun oynarken oyunda almış rolü canlandırırken hayatın içinde olan meslekler konusunda fikir sahibi olma şansını elde eder.

12- Oyun oynamak çocuğun motor faaliyetlerini geliştirir.

13- Oyun, çocuğa canının istediği zamanlarda değil; sırası geldiğinde yapması gerektiğini öğretir.

14- Ailesi ile iletişiminde ağlayarak elde ettiği her şeyi, oyun oynarken başka çocuklar tarafında ağladığında elde edemeyeceğini, hatta “mızmız ya da sürekli ağladığı için” bir daha ki seferde oyuna alınmayacağı uyarısını aldığında; duruma, kişilere şartlara göre “davranışlarını şekillendirmesi” gerektiğini öğrenir.

15- Çocuklar oyun yoluyla duygusal olarak deşarj yaşarlar. Oyun yaşı çocuğun duygularını anlamlandıramaz, oyun çocuğa aynı zamanda duygularını da dile getirme fırsatı sunar.

16- Sosyalleşme becerisini güçlendirir. Yeni arkadaşlar edinir.

17- Bir gruba ait olmayı, birlikte hareket edebilmeyi öğrenir.

18- Oyun oynarken farklı sosyal çevrelerden arkadaşlar edinir bu sayede yeni bilgiler ,kelimeler, lezzetler,malzemeleri, öğrenir.

19- Çocukları oyun oynarken izlediğinizde çocuğunuzu gözlemleme şansını elde edersiniz, çocuğunuzun olaylar karşısında vermiş olduğu tepkileri, yaşıtlarına göre davranışsal, bedensel, sözel, duygusal gelişimi açısından farkındalık kazanmış olursunuz.

20- Oyun çocuklara hayatta her zaman kazanamayacağını, her işte ilk seferde mükemmel olamayacağını,yeterince uğraş verirse sonuçlarının her seferinde bir öncekinden daha iyi olacağını öğretir.Bu nedenle, çocuklarımızda oynadığımız ev oyunlarında her seferinde kazanmasına,her seferinde en iyi sen yaptın dememeye özen göstermeliyiz, bu şekilde davranarak egosunu okşadığımız çocuğumuz başka bir arkadaşıyla aynı oyunu oynadığında “babamı bile yendim senide yenerim “diye hareket ettiğinde yaşamış olduğu sonuç hüsran doğurabilir. Her kişi sizin çocuğunuza sizin kadar toleranslı olmayabilir ,özellikle yaşıtları, bu da çocuğunuzda başkaları ile iletişim kurmama,ben asla yapamıyorum, babamdan annemden, kardeşimden başkasını yenemiyorum duygusunu tatma,ya da kaybetmesi durumunda öfkelenmesine sebep olabilir.Bu nedenle evde oyun oynarken de kazanma-kaybetme duygusunu öğrenmeli, kaybettiğinde öfkelenip, ağlayıp, etrafa vurmak yerine başka tepkiler vermesi gerektiğini sizi gözlemleyerek öğrenme şansı olmalı.

21-04-2019

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Sağlık Elimizde

Hastalık yapan mikroplar kişiden kişiye en çok el yoluyla bulaşır.Hem kendi sağlımız hem de toplum sağlığımız İçin ellerimizi sabunla yıkamalıyız.

07-05-2019

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin

Haz

Günümüzde her çocuk teknoloji meraklısı. Teknoloji merakı iyidir ama dengeli bir yaşam kurmaya ve teknoloji bağımlısı olmamaya özen göstermeliyiz. Çocuklarımıza örnek olmalı, onlara teknolojiyi akıllı kullanmayı öğretmeli ve kendimizi bu konuda sürekli eğitmeliyiz. Teknolojinin olumlu olduğu kadar, olumsuz yönleri de var. Aşırı kullanıldığı takdirde her şey zararlı ve teknoloji de istisna değil.

Teknolojinin artıları:

Çocuklar için eğitici bir eğlence aracıdır.

 Günümüzde, çocukların gelişimini destekleyen, onların bilimsel kavramları keşfetmelerini sağlayan, eğlenceli ve eğitici dijital uygulamalar mevcut. Örneğin; 3-10 yaş aralığındaki çocuklar, animasyonlar ve öyküleme yöntemiyle dil öğreten uygulamaları kullanabilir.

 Bilgiye erişimi kolaylaştırır.

 Bugünün çocukları, internet ve dijital teknolojiler sayesinde, oturdukları yerden dünyanın her köşesine, her kültüre uzanabilir ve çok detaylı bilgilere ulaşabilir.

 Çocukları geleceğe hazırlar.

Yeni teknolojilerle uyumlu olmak, geleceğin iş dünyasında çok değerli olacak bir beceri. Çocukların bilimsel düşünme yeteneklerini geliştiren, teknoloji temelli eğitici uygulamalar ve dersler, bugün eğitim sistemine de entegre ediliyor. Bir yandan da sayıları hızla artan teknoloji kampları ve atölyeleri var. Bu ortamlarda, çocuklar ileri teknolojiye adım atma fırsatı yakalıyor. 

 El-göz koordinasyonunu, dil becerilerini geliştirir.

 Bilgisayar oyunları veya dijital uygulamalar, el-göz koordinasyonu gerektirir. Araştırmalar bu teknolojiyi kullanan çocuklarda bu koordinasyonun geliştiğini gösteriyor. Teknoloji dil becerilerini geliştirmek için çocuklara sayısız fırsat sunar. Oyunlarda talimatları takip ederken veya eğitici videolar izlerken, yabancı bir dili duyarak ve araştırarak öğrenmeye başlarlar. 

 Hızlı karar verme ve birden fazla iş yapabilme  becerilerini geliştirir.

 Araştırmalar, video oyunları oynayan çocukların, gerçek hayatta kritik anlarda daha hızlı karar verebildiklerini gösteriyor. Oyun sırasında birçok şeyi aynı anda idare etmek zorunda olan oyuncular, bunu gerçek hayatta da alışkanlık haline getirirler.

Doğal yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olur.

Örneğin bir çocuk, internet ve dijital uygulamalar aracılığıyla müziğe olan ilgisini keşfedebilir ve bir müzik aletini çalmayı öğrenebilir. İlham verici insanların projelerini internet ortamında takip ederek, kariyerleri ile ilgili fikirler geliştirebilir.

Teknolojinin eksileri:

 Çocukların hareketsiz kalmalarına sebep olur.

Bir ekranın önünde veya başka teknolojiler kullanarak, saatlerce hareketsiz kalmak; çocukları fiziksel aktivitelerden uzak tutar, kilo alma riskini artırır ve duruş bozukluğuna sebep olur. 

 Çocuklar için yeni güvenlik risklerini gündeme getirir.

Ebeveynlerin yaptığı en büyük hatalardan biri, çocuklarını uzun saatler boyunca ekran karşısında yalnız ve denetimsiz bırakmaları. Çocuklarımızı siber zorbalık hakkında bilinçlendirmeli, uygunsuz içeriklere karşı uyarmalı ve onların internet kullanımlarını kontrol altına almalıyız.

  Gerçek hayatta sosyalleşmeyi zorlaştırabilir

 Yoğun olarak teknoloji aracılığı ile iletişim kurmayı alışkanlık haline getiren bir çocuk, gerçek hayatta sosyalleşme konusunda çekingen davranma eğiliminde olabilir. 

 Hayal gücünü kısıtlayabilir.

Yaratıcı zekayı ve hayal gücünü geliştiren teknolojik oyunlar faydalıdır ancak oyun zamanının sadece bu tür oyunlarla sınırlı kalmaması gerekir. Kitap okuyacakları, elleriyle üretecekleri ve doğada vakit geçirecekleri zamanlar da yaratarak, çocuklarımızın hayal güçlerini geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. 

Sanal başarılar yaratır.

 E-sporların yaygınlaştığı bir dünyada yaşıyoruz. Oyun ortamındaki sanal başarıların, gerçek hayatta doğru orantılı şekilde başarı getirmeyeceğini çocuklarımıza anlatmalıyız. Örneğin, bir video oyununda basketbolun kurallarını öğrenebilir ve maçı kazanabilirler. Bu başarıları, gerçek hayatta da basketbolda başarılı olacakları anlamına gelmez. 

Zaman yönetimi becerileri geliştirmelerine engel olur.

 Uzun saatler boyunca video oyunları oynayan, bilgisayar kullanan veya bir mobil cihazda uygulama çalıştıran çocuklar, aşırı odaklanma sebebiyle zaman yönetimi becerileri geliştiremeyebilir. Ekran karşısında geçirecekleri zamanla ilgili kurallar koymayı ihmal etmemeliyiz.

Görme bozukluklarına sebep olabilir.

  Uzun süre ekran karşısında kalan çocuklar; göz yorgunluğu, bulanık görme veya çift görme gibi sağlık sorunları yaşayabilirler. Bu riskten korunmanın yolu, her 20-30 dakikada bir mola vermektir. 

 

Çocuğunuzun, yaratıcı zekasını geliştiren eğitici içerikler olmadığı sürece, ekran karşısında vakit geçirmelerini teşvik etmeyin. Günde toplam iki saatten ve tek seferde 30 dakikadan fazla ekran karşısında kalmamalarını sağlayın. Onları fiziksel aktivitelere yönlendirmeyi ihmal etmeyin. Kendinizi de teknoloji kullanımı ile ilgili sürekli eğitmeyi unutmayın.

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin